Şemsi Ahmet Paşa Camii

“Murat AYDIN tarafından kaleme alınmıştır.”
“Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır
Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır
Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır.”
Nedim’e bu dizeleri yazdıran, bilinen ilk İstanbullu ozan Moiro’dan, divan edebiyatının önemli kadın şairi Leyla Hanım’a, İstiklal Şairi Mehmet Akif’ten İstanbul’un her semtine bir ömür feda eden Yahya Kemal’e, Kaldırımlar Şairi Necip Fazıl’dan yakın zamanda hayatını kaybeden Gülten Akın’a, Memleket Şairi Nazım Hikmet’ten Orhan Veli’ye kadar yüzlerce şair yetiştirmiş, Roma, Bizans, Latin ve Osmanlı İmparatorluklarına başkentlik etmiş, İslâm aleminin 400 küsur sene merkezi olmuş ve ekseriyetle kabul edildiği üzere Dünya tarihinin en güzel ve en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’u İstanbul yapan üç beldeden biri olan, Mimar Koca Sinan’ın 17 eserini ihtiva eden Üsküdar sahilinde, Karadeniz ve Marmara’dan esen rüzgarların kesiştiği noktada yer alır Şemsi Ahmet Paşa Camii. Rüzgarların kesişim noktasında olmasından mütevellit üzerinden kuş geçmez, bu yüzden halk arasında Kuşkonmaz Camii olarak da bilinir.
Eserin önemini anlatmak için yalnızca ondan bahsetmek yetmez, eserlerin kıymetini salt kendi özellikleri değil, yapıldıkları dönem -yani medeniyet-, parçası oldukları ve bütünleştikleri mekân ve yaşanmışlıklar da belirler. Kimi zaman eski bir fotoğraf anlatır onu, kimi zaman bir kartpostalın ardındaki iki satır yazı. Bazıları da kendi hikayesini anlatır. Şemsi Ahmet Paşa Camii de yer ile göğün, kara ile denizin kavuştuğu noktada bu muhteşem birlikteliğin hikayesini asırlardır anlatmakta; diğer yandan ise Mimar Sinan’ın inşa ettiği son camii ve aynı zamanda en küçük külliye olması ve bir rivayete göre banisi Şemsi Ahmet Paşa’nın tamamlandığını göremeden vefatından sonra külliye içerisindeki türbeye defnedilmesi de vuslata erememenin kederini gönüllere yerleştirmektedir. Şu sıralar ise farklı bir sebeple gündemde, ne yazık ki yine hüsran, yine gafletle düştü dillere.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Üsküdar sahili boyunca yaya yolu genişletme çalışmaları adı altında sahile dolgu yapılıyor, ve maalesef proje Şemsi Ahmet Paşa Camii’nin sahile bakan kısmını da içeriyor. Yetkililer aksini iddia etse de çalışmalar esnasında denize çakılan kazıkların camiiye hasar verdiği, duvarlarında derin çatlaklar açtığı görülüyor. 1940’lı yıllarda kapsamlı bir tamirat, devamında da dönem dönem restore edilerek bugüne kadar gelen bu eser neredeyse dolgu alanına kurban edilecekti ki İstanbullunun feraseti ve Büyükşehir Belediyesi’nin kulak vermesiyle proje durduruldu, Şemsi Ahmet Paşa Camii’ni kapsayan kısmının ise uygulanmamasına karar verildi. Hata yaptığını kabul etmek ve ondan geri dönmek hepimizin unuttuğu bir erdem, ama bazı hataların geri dönüşü olmuyor. Bu sefer ucuz atlattık, bir sonrakinde şansımız yaver gidecek mi? Tarihimizi, medeniyetimizi, ruhumuzu, kültürümüzü korumakla mükellef olanlar böyle düşüncesizce davranırken bize onları takip edip hatalarını yakalamak mı düşecek?
Meslektaşım Tahir Çalgüner’in bir sözünden alıntı yapıyorum: “Kent kavramı ‘Kant’cı bir dönemin ürünü olup, batıdaki aydınlanma dönemi ile paralel gelişen bir nüfus hareketi sürecini yansıtır. İnsan eti ve beton yığınları, ilgi konusudur. Şehir ise; daha naif, insancıl ve nicelikten daha çok nitel özellikleri ağır basan bir sosyalleşme ve ruhsal tekamül sürecinin adıdır.” Ve eğer İstanbul Nedim’in anlattığı şehir ise, onu şehir yapan Üsküdar’dır, Fatih’tir, Beyoğlu’dur. Bu üç beldeyi çıkardığımızda geriye kalabalık, ruhsuz ve kimliksiz bir kent kalır. Peki ya biz her geçen gün bu şehrin kalbine bir daha çıkarmamacasına çaktığımız kazıkları ne zaman fark edeceğiz?
Ecdada iade-i itibara bu denli önem atfedilen bir dönemde ecdadın eserlerine aynı hassasiyeti göstermemek ne acı. Yahya Kemal’leri, Nazım Hikmet’leri, Necip Fazıl’ları çıkarmış bu mukaddes toprakların şimdilerde “her gün yeni bir müteahhit çıkarması ne acı. Binlerce yıllık tarihe sahip beldelerine sahip çıkılmaması ve en kötüsü de, bunun kanıksanması ne acı…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir